top of page

Yapay Zekâ ile Üretilen Eserlerde Telif Hakkı ve Eser Sahipliği

  • Yazarın fotoğrafı: İrem Özdemir Tuncer
    İrem Özdemir Tuncer
  • 17 Oca
  • 6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 19 Haz

Yapay zekâ sistemleri, günümüzde metin, görsel, müzik, yazılım kodu ve tasarım gibi birçok alanda içerik üretebilmektedir. Bu gelişme, fikri mülkiyet hukukunda özellikle “eser sahipliği”, “telif hakkı” ve “insan katkısı” kavramlarını yeniden tartışmaya açmıştır.


Türk hukukunda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında bir fikri ürünün eser olarak korunabilmesi için, sahibinin hususiyetini taşıması gerekir. Bu nedenle tamamen otonom şekilde üretilen yapay zekâ çıktılarının mevcut hukuk sistemi içinde doğrudan eser sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.


Buna karşılık yapay zekânın yalnızca bir araç olarak kullanıldığı, insanın seçme, düzenleme, dönüştürme veya yaratıcı katkısının çıktıya yansıdığı durumlarda, koruma ihtimali somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.


Bu yazıda, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin FSEK kapsamında eser sayılıp sayılamayacağı, hak sahibinin kim olabileceği, yapay zekânın hak sahibi olup olamayacağı ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar ele alınmaktadır.


1. Yapay zekâ ile eser üretimi neden hukuki sorun doğurur?


Klasik telif hukuku sistemi, esas olarak insan tarafından meydana getirilen eserleri koruma altına alır. Oysa üretken yapay zekâ sistemleri, büyük veri kümeleri üzerinde eğitilerek her kullanımda farklılaşabilen ve kimi zaman insan tarafından önceden öngörülmesi zor sonuçlar ortaya çıkarabilir.


Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan bir metin, görsel, müzik veya tasarım bakımından şu sorular gündeme gelir: Bu çıktı eser midir? Eser ise hak sahibi kimdir? Kullanıcı mı, yazılımcı mı, yapay zekâ sistemini geliştiren şirket mi, yoksa çıktıyı seçip düzenleyen kişi mi hak sahibi olacaktır?


Bu sorular yalnızca teknik değil, aynı zamanda hukuki ve ekonomik sonuçlar doğuran önemli tartışmalardır. Özellikle ticari kullanım, lisanslama, sözleşmeler ve üçüncü kişilerin telif hakları bakımından dikkatli değerlendirme yapılması gerekir.


2. FSEK bakımından eser niteliği ve “hususiyet” şartı


FSEK uyarınca her fikri ürün eser olarak kabul edilmez. Bir ürünün eser sayılabilmesi için kanunda öngörülen eser türlerinden birine girmesi, algılanabilir bir biçimde ortaya konulması ve sahibinin hususiyetini taşıması gerekir.


“Hususiyet”, eser sahibinin kişisel ve yaratıcı katkısının esere yansıması anlamına gelir. Bu nedenle tamamen otonom şekilde oluşan ve insanın yaratıcı tercihlerini ayırt edilebilir biçimde taşımayan yapay zekâ çıktılarının mevcut FSEK sistemi içinde eser olarak korunması güçtür.


Ancak insanın yalnızca basit bir komut vermekle kalmadığı; çıktıyı seçtiği, kurguladığı, düzenlediği, dönüştürdüğü veya yaratıcı bir bütün içinde yeniden işlediği durumlarda değerlendirme farklılaşabilir. Bu gibi hâllerde yapay zekâ, bağımsız bir eser sahibi olarak değil, insanın yaratım sürecinde kullandığı bir araç olarak kabul edilebilir.


3. Yapay zekâ çıktısı işleme eser sayılabilir mi?


FSEK’te işleme eser, başka bir eserden yararlanılarak meydana getirilen ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat ürünü olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle işleme eserden söz edebilmek için, yeni ürün ile asıl eser arasında belirli bir bağlılık bulunmalıdır.


Yapay zekâ çıktıları bakımından her zaman belirli bir asıl eser ile çıktı arasında doğrudan ve tespit edilebilir bir bağlantı bulunmayabilir. Bir yapay zekâ modelinin çok sayıda veriyle eğitilmiş olması, tek başına her çıktıyı işleme eser hâline getirmez.


Buna karşılık belirli bir eserin yapay zekâ aracılığıyla uyarlanması, dönüştürülmesi veya yeniden düzenlenmesi hâlinde işleme eser tartışması gündeme gelebilir. Bu nedenle her yapay zekâ çıktısının otomatik olarak işleme eser sayılması doğru değildir. Somut olayda kullanılan girdiler, modelin çalışma biçimi, çıktının belirli bir esere bağımlılığı ve insan katkısının niteliği birlikte değerlendirilmelidir.


4. Yapay zekâ çıktılarında hak sahibi kim olabilir?


Yapay zekâ ile üretilen içeriklerde hak sahipliği sorunu, üretim sürecine birden fazla aktörün dâhil olması nedeniyle karmaşıktır. Yazılımcı, modeli geliştiren veya finanse eden şirket, sistemi kullanan kişi, prompt yazarı, çıktıyı seçip düzenleyen kişi veya platform sağlayıcısı farklı açılardan hak iddiasında bulunabilir.


Mevcut hukukta en güvenli yaklaşım, hak sahipliği değerlendirmesini insan katkısı üzerinden yapmaktır. Yalnızca genel ve basit bir komut verilmesi, her durumda eser sahipliği için yeterli yaratıcı katkı anlamına gelmeyebilir. Buna karşılık ayrıntılı yaratıcı yönlendirme, seçim, düzenleme, kompozisyon kurma ve nihai çıktı üzerinde belirleyici insan müdahalesi varsa, koruma ihtimali somut olaya göre değerlendirilebilir.


Bu nedenle yapay zekâ destekli üretim yapan kişi ve şirketlerin, üretim sürecindeki insan katkısını, kullanılan platformun lisans şartlarını ve çıktının ticari kullanımına ilişkin hak düzenlemelerini belgelendirmesi önemlidir.


5. Yapay zekâ hak sahibi olabilir mi?


Türk hukukunda hak ehliyeti gerçek kişiler ve tüzel kişiler üzerinden kurulur. Yapay zekâ sistemleri bugün itibarıyla gerçek kişi değildir; ayrıca kanunla kişilik tanınmış tüzel kişi niteliğinde de değildir. Bu nedenle mevcut Türk hukukunda yapay zekânın doğrudan eser sahibi veya hak sahibi olarak kabul edilmesi mümkün görünmemektedir.


Yapay zekâya “elektronik kişilik” tanınması yönündeki görüşler zaman zaman tartışılsa da, böyle bir kabul yalnızca telif hukuku bakımından değil; medeni hukuk, borçlar hukuku, sorumluluk hukuku ve usul hukuku bakımından da kapsamlı düzenlemeler gerektirir.


Bu nedenle mevcut sistemde asıl değerlendirme, yapay zekânın kendisinin hak sahibi olup olamayacağı değil, yapay zekâ çıktısında korunabilir insan yaratımının bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşmaktadır.


6. Sui generis koruma modeli neden tartışılıyor?


Mevcut telif hukuku sistemi, insan merkezli eser sahipliği anlayışına dayanır. Bu nedenle tamamen otonom yapay zekâ çıktıları bakımından “ya eser sayılır ya da tamamen korumasız kalır” şeklindeki ikili yaklaşım, uygulamadaki ihtiyaçları karşılamayabilir.


Bu noktada “sui generis” yani kendine özgü bir koruma modeli tartışılmaktadır. Sui generis koruma, yapay zekâ çıktıları için klasik telif hakkından ayrı, özel ve sınırlı bir koruma rejimi oluşturulması anlamına gelir.


Böyle bir rejimde korumanın süresi, kapsamı, hak sahibi, lisanslama modeli, sorumluluk, eğitim verisi ve üçüncü kişi hakları ayrıca düzenlenebilir. Ancak bu tür bir korumanın ölçülü olması gerekir. Aksi hâlde kamusal alanın daralması, bilgiye erişimin zorlaşması ve insan yaratıcılar aleyhine haksız rekabet doğması mümkündür.


7. Uygulamada nelere dikkat edilmelidir?


Yapay zekâ destekli içerik üreten kişi ve şirketler açısından hukuki riskler yalnızca kanun yorumu ile çözülemez. Kullanılan yapay zekâ aracının lisans ve kullanım şartları mutlaka incelenmelidir. Bazı platformlar, üretilen çıktının ticari kullanımına izin verirken bazıları kullanım alanı, sorumluluk veya hak sahipliği bakımından sınırlamalar getirebilir.


Ayrıca çıktının üçüncü kişilere ait eserlerle benzerlik taşıyıp taşımadığı, marka, tasarım veya telif hakkı ihlali riski doğurup doğurmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle reklam, yazılım, görsel tasarım, müzik, marka içeriği ve ticari kampanyalarda yapay zekâ çıktılarının doğrudan kullanılması öncesinde fikri mülkiyet kontrolü yapılması faydalı olacaktır.


Sözleşmelerde de yapay zekâ kullanımına ilişkin açık hükümlere yer verilmelidir. İçerik üretim sözleşmeleri, yazılım geliştirme sözleşmeleri, lisans sözleşmeleri ve teknoloji girişimi yatırımlarında, yapay zekâ ile üretilen çıktıların hak sahipliği ve kullanım şartları ayrıca düzenlenmelidir.


Sonuç


Yapay zekâ teknolojileri, fikir ve sanat eserleri hukukunda eser niteliği, eser sahipliği ve sorumluluk kavramlarını yeniden tartışmaya açmıştır. Mevcut FSEK sistemi, insan yaratımını merkeze alan bir eser sahipliği anlayışına dayandığından, tamamen otonom yapay zekâ çıktılarının klasik anlamda eser olarak korunması güçtür.


Buna karşılık yapay zekânın insan tarafından yaratıcı bir araç olarak kullanıldığı durumlarda, insanın seçme, düzenleme, dönüştürme veya nihai ifade üzerinde belirleyici katkı sunma düzeyi önem kazanır. Koruma olup olmayacağı, her somut olayda insan katkısının niteliği üzerinden değerlendirilmelidir.


Uzun vadede, yapay zekâ çıktılarının hukuki statüsüne ilişkin belirsizliklerin giderilmesi için açık kanuni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu düzenlemelerin, insan yaratımını koruyan, teknolojik gelişimi destekleyen, üçüncü kişi haklarını güvence altına alan ve gerektiğinde sui generis koruma seçeneklerini değerlendiren dengeli bir çerçeveye sahip olması gerekir.


Sıkça Sorulan Sorular


  • Yapay zekânın ürettiği bir görsel Türkiye’de doğrudan eser sayılır mı?

    Doğrudan ve otomatik olarak eser sayıldığı söylenemez. FSEK bakımından belirleyici olan, çıktıda korunabilir insan yaratımının ve sahibinin hususiyetinin bulunup bulunmadığıdır.


  • Sadece prompt yazan kişi eser sahibi olur mu?

    Her durumda değil. Basit veya genel bir prompt, tek başına yeterli yaratıcı katkı sayılmayabilir. Ancak ayrıntılı yaratıcı yönlendirme, seçim, düzenleme ve nihai esere müdahale varsa değerlendirme değişebilir.


  • Yapay zekâ çıktısı işleme eser midir?

    Her yapay zekâ çıktısı işleme eser değildir. Belirli bir asıl eserden yararlanma, o esere bağımlılık ve işleyenin hususiyeti somut olarak gösterilebilirse işleme eser tartışması yapılabilir.


  • Yapay zekâ hak sahibi olabilir mi?

    Mevcut Türk hukukunda yapay zekâya kişilik tanınmadığı için yapay zekânın doğrudan hak sahibi olması mümkün görünmemektedir.


  • Yapay zekâ ile üretilen içerik ticari olarak kullanılabilir mi?

    Platform kullanım şartları, lisans hükümleri, üçüncü kişi hakları ve insan katkısı birlikte değerlendirilmelidir. Ticari kullanım öncesinde sözleşmesel ve fikri mülkiyet risklerinin incelenmesi gerekir.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olaylarda profesyonel hukuki danışmanlık alınmalıdır.


Kaynakça

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu.

Copyright, Designs and Patents Act 1988, s. 9(3) ve s. 178 (Birleşik Krallık).

U.S. Copyright Office, Copyright and Artificial Intelligence, Part 2: Copyrightability, 2025.

U.S. Copyright Office, Copyright Registration Guidance for Works Containing AI-Generated Materials, 2023.

Avrupa Parlamentosu Hukuk İşleri Komitesi, Robotik Tavsiye Raporu, 16.02.2017.

Aksu, Mustafa, Bilgisayar Programlarının Fikri Mülkiyet Hukukunda Korunması, Beta, 2006.

Alpaydın, Ethem, Introduction to Machine Learning, MIT Press, 2010.

Atalay, Muhammet / Çelik, Enes, “Büyük Veri Analizinde Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi Uygulamaları”, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi SBE Dergisi, 2017.

Aydemir, Melisa, “Yapay Zekâlı Robotların Cezai Sorumluluğunun Araştırılması”, Suç ve Ceza Dergisi, 2018.

Bak, Başak, “Medeni Hukuk Açısından Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Yapay Zekâ Kullanımından Doğan Hukuki Sorumluluk”, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2018.

Bozkurt Yüksel, Armağan Ebru, Buluşçu Yapay Zekâ ve Patent Hukuku, Aristo, 2020.

Doğan, Mehtap, Yapay Zekâ ve Bilinç Problemi, Çizgi Kitabevi, 2020.

Ersoy, Çağlar, Robotlar, Yapay Zekâ ve Hukuk, On İki Levha, 2019.

Gözübüyük, Eray, “Yapay Zekânın Meydana Getirdiği Fikri Ürünlere İlişkin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki Sorunlar ve Çözüm Önerileri”, KHM, C.1, S.1, 2021.

Güçlütürk, Osman Gazi / Cankat, Rifat, “Yapay Zekâ ile Oluşturulan Ürünlerin Eser Niteliği ve Eser Sahipliği Meselesi”, Gelişen Teknolojiler ve Hukuk II: Yapay Zekâ, On İki Levha, 2021.

Kılıçarslan Kara, Seda, “Yapay Zekânın Hukuki Statüsü ve Hukuki Kişiliği Üzerine Tartışmalar”, Yıldırım Beyazıt Hukuk Dergisi, 2019.

Kılıçoğlu, Ahmet M., Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Fikri Haklar, Turhan Kitabevi, 2020.

Sarı, Onur, “Yapay Zekânın Türk Fikri Mülkiyet Hukukuna Göre Korunması”, İzmir Barosu Dergisi, 2020.

Solum, Lawrence B., “Legal Personhood for Artificial Intelligences”, North Carolina Law Review, 1992.

Zorluel, Mustafa, “Yapay Zekâ ve Telif Hakkı”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 2019.


Bu metin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

 

Yazar: Av. İrem Özdemir Tuncer

 


 
 
 

Yorumlar


© 2026 Tayyar Tuncer tüm hakları saklıdır.

bottom of page