BOŞANIRKEN EVİN YARISI GERÇEKTEN SİZİN Mİ?
- Murat Tayyar

- 29 Tem
- 2 dakikada okunur
Hem evet hem hayır! Ama bana kalırsa daha çok hayır …
Çoğunuzun bilmediği, boşanma davası olanların ise muhtemelen farkında olmadığı bir bilgi ile başlayayım. Boşanma davası açtığınızda mahkeme ne dava devam ederken ne de dava sonunda vereceği boşanma kararında kural olarak mal paylaşımı ile ilgili bir karar vermiyor. Evlilikten sonra alınan arabalar, evler, bekarken biriktirdiğiniz para ile evlilik sonrasında aldığınız eve yaptığınız katkı, sizin ailenizden kalan mirasla eşiniz adına alınan araba, altınınızı bozdurarak eşinizin kurduğu iş …
Bunların hiçbiri boşanma davanıza bakan hâkimi ilgilendirmiyor, boşanma kararınızda da bunlara ilişkin hiçbir hüküm göremeyeceksiniz. Anlaşmalı boşanma müstesna!
Peki boşanırken evin yarısı sizin değil miydi?
İlk başta dediğim gibi hem evet hem hayır. Ama bu tartışmayı nerede yapacağız? Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin açacağımız ayrı bir davada. (Bilindiği gibi 01.01.2002 tarihinden itibaren eşler arasında asıl olan “edinilmiş mallara katılma rejiminin” uygulanmasıdır.)
Uygulamada avukatların (ben dâhil) bu davayı ayrı bir dava olarak açmadığına, boşanma dava dilekçesinde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin taleplerini de dile getirdiklerine sık rastlıyoruz. Ancak mahkeme ne yapıyor, mal rejimine ilişkin talepler bakımından dosyayı tefrik ediyor (ayırıyor), mal rejimi davasını ayrı bir esasa kaydediyor, boşanma davasını mal rejimi davası bakımından “bekletici mesele” yapıyor, çoğunlukla da bu dosyayı duruşma listesinden çekiyor.
Ne demek bu?
Boşanma davası devam ediyor olsa da tarafların evliliği hukuken devam ettiği için mal rejimi davasında karar verebilmesi mümkün değildir. Belki taraflar boşanma davasından vazgeçecek veya boşanma davası herhangi bir sebeple reddedilecek! Bu sebeple mal rejimi davasına bakan mahkeme, boşanma hükmünün kesinleşmesini beklemek mecburiyetindedir.
Ayrıca boşanma davası, “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (şiddetli geçimsizlik) sebebi ile değil “zina” veya “hayata kast” gibi özel boşanma sebebi iddiasıyla açılmış bir boşanma davası olabilir. Bu durumda hâkim, somut olayın özelliklerine göre “kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına” karar verebileceğinden, boşanmanın hangi gerekçeyle olduğu mal rejimi davasını direkt olarak etkileyecektir.
Gelelim şu evin yarısına…
Mal rejimi davasında genellikle üç talepte bulunursunuz. Teknik tabirleri ile katılma alacağı, katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı.
Evlilik birliği içerisinde alınan ve diğer eş adına kayıtlı olan “edinilmiş mal” niteliğindeki evin yarısını istediğinizde ise “katılma alacağı” talebinde bulunmuş oluyorsunuz.
Peki neye katılıyorsunuz?
Eve mi?
Hayır. Artık değere. YANİ EVİN YARISININ TAPUSU SİZİN OLMUYOR!!!
Peki “artık değer” nedir?
Basit anlatımla artık değer; edinilmiş malların toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan tutardır. Daha teknik bir ifade ile artık değer, eklenmeden (edinilmiş mala değer olarak eklenecekler) ve denkleştirmeden (kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Bu durumda artık değer, evin sürüm değerinden daha düşük bir tutar olabilecektir.
Özetle ve basit hâliyle söylemek gerekirse, (mal rejiminin tasfiyesinde) eşiniz adına kayıtlı evin yarısı tapuda size devredilmiyor, tapunuz olmuyor, belirli kurallar uyarınca bu ev için hesaplanan değerin (artık değer) yarısı oranında sadece alacak hakkınız (katılma alacağı) doğuyor.
“Boşanırken evin yarısı gerçekten sizin mi?” sorusuna cevabım bu yüzden “Bana göre daha çok hayır.”.
Yazar: Arb. Av. Murat Tayyar



Yorumlar